Kök Hücre Nakli Sonrasında Körlük !


New England Journal of Medicine’ın (NEJM) Mart sayısında yayınlanan ve Kuriyan ve ark. tarafından kaleme alınan makale kök hücre temelli tedavilerin kullanımları hakkında çok önemli noktalara dikkat çekiyor.

Sarı nokta hastalığı olarak bilinen makula dejenerasyonu olan hastalara Florida’da bir “kök hücre” kliniğinde yapılan yağ dokusu kaynaklı kök hücre nakli sonrasında gelişen komplikasyonlar tanımlamakta [N Engl J Med; 376:1047-1053, 2017]. Otolog yağ dokusu kaynaklı hücrelerle PRP karışımı hastaların her iki göz küresi içine (intravitreal) enjekte ediliyor. Kullanılan hücreler ile ilgili yayınlanmış herhangi bir bilimsel makale olmadığından enjekte edilen hücrelerin karakteri hakkında net bir bilgi mevcut değil. Elde edilen hücresel karışımın retina pigment epiteli hücrelerinin normalde bulundukları retina altı tabakaya değil de doğrudan göz sıvısının içine enjekte edilmesi de bir başka sorun.

Etkililiği ve güvenilirliği kanıta dayalı olmayan bu tip bir uygulama için hastaların 5.000 Amerikan Doları ödediği belirtiliyor. Uygulama yapılan hastalar bir hafta içinde bozulan görme duyusu şikayetiyle göz kliniğine başvuruyor. Yapılan testler sonucu enjeksiyonların retina yırtılması ve kanama gibi ciddi komplikasyonlara neden olduğu anlaşılıyor. Oluşan hasarları düzeltmek için yapılan müdahalelere rağmen her üç hastada da çok ciddi görme kaybının geliştiği belirtiliyor.

Bu üç hastanın durumu, kanıtlanmamış kök hücre uygulamalarının ve FDA onayı almamış klinik denemelerin yaratabileceği sorunları ortaya koyması açısından çok önemli. Bu yaşananlar hücre temelli tedavilerde otolog hücreler kullanılıyor olsa dahi bu tip uygulamaların klinik öncesi verilerle güvenli ve etkin olduklarının kanıtlanmasının ve klinik denemelerin sağlık otoritelerinin denetiminde yapılmasının gerektiğini bir kez daha gösteriyor.

Kaynak: 

Brainstorm NurOwn® ABD Faz 2 Çalışması Olumlu Sonuçlarını Açıkladı



Brainstorm NurOwn® ABD Amiyotrofik Lateral Skleroz  (ALS) Hastalarında Faz 2 Çalışması Olumlu Sonuçlarını Açıkladı

NurOwn®, kullanılan yöntemin güvenli ve iyi tolere edilebilir olduğunu gösterdi.

Nörodejeneratif hastalıklar için önde gelen yetişkin kök hücre tedavisi geliştiricisi BrainStorm Cell Therapeutics Inc., bugün Amiyotrofik Lateral Skleroz  (ALS) Hastalarında Faz 2 çalışmasının sonuçlarını açıkladı. Amerika Birleşik Devletlerinde son zamanlarda ALS Hastalarında plasebo NurOwn® karşı kontrollü, randomize, çift kör kök hücre çalışması tamamlandı. Faz 2 denemesi, 48 ALS hastasında NurOwn güvenliğini ve etkinliğini değerlendirmek için tasarlanmış rasgele, çift kör, plasebo-kontrollü, çok merkezli bir çalışma oldu.  çalışma, Amerika’da Massachusetts General Hospital, UMass Medical School ve  Mayo Clinic merkezlerinde 24 hafta boyunca yürütüldü. Hastaların kendi kemik iliğinden (autologous bone marrow)  alınan hücreler, NurOwn® teknolojisi ile zenginleştirilip hastalara kas içi enjeksiyon ve intratekal (beyin omurilik sıvısına) yolla veriliyor.

Çalışma NurOwn güvenli ve iyi tolere olduğunu göstererek  açıkça klinik olarak anlamlı bir fayda gösteren birçok ikincil etkinlik parametrelerine ulaştı. Yanıt oranları,  plasebo ile karşılaştırıldığında NurOwn kullanılan yöntemin güvenli ve iyi tolere edilebilir olduğunu gösterdi.

http://www.prnewswire.com/news-releases/brainstorm-announces-positive-top-line-results-from-the-us-phase-2-study-of-nurown-in-patients-with-amyotrophic-lateral-sclerosis-als-300299813.html

Kök Hücre Rehberi


Kök Hücre Labirentinde Bir ALS Hastası

Derleme

“Bugün dünyada kök hücre tedavisi ile neler yapabilecekleri konusunda görkemli açıklamalar yapıp çaresiz ve kırılgan hastaları cezbeden 200 den fazla kök hücre kliniği faaliyet göstermektedir. Birçok hasta bir mucize veya tedavi bile beklememekte, hayatının geri kalan günlerini daha rahat geçirmek ve mümkünse ömrünü biraz daha uzatmak istemektedir. Tabi ki hastalık belirtilerinde bir gerileme muhteşem olur. Fakat şu anda ALS hastaları için bunu garanti edebilecek hiçbir klinik bulunmamaktadır.”
Kök Hücre nedir?
İlk gerçek kök hücre, 1908 yılında Rus bilim adamı Aleksander Maksimov tarafından bulundu. Maksimov’un bulduğu bu hücreler kan hücresi üretebiliyordu. 1963 senesinde araştırmacılar Earnest McCullough ve James Till’in çalışmalarıyla kök hücrelerin kendi kendilerini yenileyebilme özelliği olduğu anlaşıldı. 1998’de James Thomson ve Wisconsin Üniversitesinden çalışma arkadaşları laboratuar ortamında insan embriyosundan kök hücre elde ettiklerini duyurdular. Tüm bu buluşlar büyük heyecan uyandırdı. Çünkü kök hücreler birçok farklı hücre türüne dönüşebilme potansiyeline sahip. Bu özellikleriyle vücudun içsel onarım sistemi olabilirler. Bir kök hücre bölündüğünde yine kök hücre işlevine devam edebilir veya bir kas, kan, beyin hücresi gibi kendine has işlevi olan bir hücreye dönüşebilir. Kök hücrelerin en önemli özellikleri yenileme, onarma ve hasarlı dokularda sağlıklı hücrelere dönüşebilme yeteneğidir.
Kök hücre çalışmaları ALS ve birçok hastalık için çok sayıda potansiyel tedavi fırsatları taşıyor. Kök hücre araştırmaları hastalar hatta bazen bilim adamları için bile karmaşık sayılabilecek bir terminoloji meydana getirdi.
Hastalar bu bilgileri anlaşılır bir şekilde isterler ve bu içinde bulundukları ölüm-kalım durumunda onların en doğal hakkıdır. Ancak kullanılan tıbbi ve bilimsel jargonu anlamak hiç de kolay değildir.
Doktorlar, sağlık turizminin güvenilmezliği ve henüz kanıtlanmamış ‘kök hücre tedavileri’ ile ilgili çekinmeden ve ikna edici bir şeklide konuşacaklardır. Kök hücre tedavisiyle ilgili en ünlü nörologların bile söyledikleri şey şöyle olacaktır: “Zamanınızı boşa harcamayın.  FDA onaylı tek ilaç Rilutek”.
Ne yazık ki Rilutek istenilen faydayı sağlayamıyor, ayrıca karaciğer için tehlikeli olabiliyor ve sınırlı faydasına göre oldukça pahalı. 2 ila 5 yıl ömür biçilen ALS hastaları daha fazla seçeneği istiyor ve hak ediyor.
Çeşitli açıklamalar ve örneklerle potansiyel kök hücre tedavisi fırsatlarını hastalar için daha anlaşılır bir hale getirmeye çalışacağız.  Kişisel deneyimlerimiz gösteriyor ki çaresizlik içindeki ALS hastaları sıklıkla bilimsel temeli olmayan düzenbazlıkların kurbanı olmaktadır. Çoğu zaman hastaları cezbeden sözcük ‘kök hücre’ oluyor. Bu nedenle öncelikle kök hücre teknolojisindeki son durum hakkında bilgi sahibi olmak çok önemlidir.
Terimler
‘Sağlık turizmi’ ifadesi her ne kadar popüler olsa da aslında ‘küresel sağlık hizmeti’ daha doğru bir ifadedir. Turizm kelimesi tatili akla getirmektedir. Oysa kendi ülkelerinde mümkün olmadığı için yurtdışında sağlık hizmeti arayan hastalar turist değildir.
‘Kök hücre tedavisi’  genel bir ifadedir. Hiç kimse tüm ilaçların iyi veya kötü olduğunu iddia edemez. Aynı şekilde kök hücre işlemleri de tamamen iyidir veya tamamen kötüdür denemez. Günümüzde kök hücre nakli lösemi ve diğer kan kanserlerinin tedavisinde, hastalığın yok ettiği kan hücrelerinin yeniden yapımı için rutin olarak uygulanmaktadır. Kök hücre teknolojisi ile omurilik rahatsızlıklarının tedavisi için daha yapılacak birçok çalışma var.
Göze hoş gelen, etkileyici bir internet sitesi ait olduğu kurumun uygun ve verimli sağlık prosedürüne sahip olduğu anlamına gelmez. Bir pazarlamacı ile bir bilim adamının niteliklerini birbirine karıştırmayın. Ne yazık ki internet sitelerinde yazanların doğru olup olmadığını gösterecek bir yalan detektörü mevcut değil. Herhangi bir kaynakta yayınlanan bilgilerin başka güvenilir kaynaklarla teyit edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Tabiî ki son karar her zaman hastaya aittir.
Birbirinden farklı kök hücreleri vardır ve bu kök hücrelerin tedavi potansiyelleri değişiklik gösterir. Şu anda farklı türlerde (tamamı değil) kök hücreler üzerinde araştırmalar devam ediyor. Kök hücrelerin orijinleri itibariyle farklılıklarını, kullanım amaçlarını ve değişik nakil yöntemlerini anlamak kolay olmayabilir.
Yetişkin Kök Hücre Türleri
Autologous Kök hücre: Kan, kemik, deri gibi birçok yetişkin dokuda bulunan kök hücrelerdir. Somatik (Vücuda ait) olarak da adlandırılır. Hastanın kendi kök hücreleri olduğundan nakilden sonra vücudun reddetme riski yoktur.
Allogeneic kök hücre: Sağlıklı birinden alınıp başka hastaya nakledilen kök hücrelerdir. Hasta ve donörün (verici)  genetik açıdan uyuşması kök hücreleri,  vücudun reddetme olasılığını en aza düşürmek açısından önemlidir. Kardeşler arasında bu risk en azdır.
Olfactory ensheating hücreler (OEC’s) ve autologous mucosal olfactory kök hücre: Koku alma ile ilgili sinir lifi hücrelerden elde edilir. Uygun kimyasal ortamda bu hücreler tıpkı kök hücreleri gibi başka hücrelere dönüşebilir. Hastaya zarar vermeden çok kolay bir şeklide elde edilebildikleri için tedavi potansiyeli taşımaktadır. Portekiz’de yapılan araştırmalarda OEC kök hücreler hastadan endoskopik prosedürle alındı. Kök hücreler büyüme hormonuyla kültürlendikten sonra hastanın omuriliğine enjekte edilecek.
Mesenchymal kök hücre: Bu yetişkin(dokuya özel) kök hücreler kemik iliğinde bulunur ve tendon, kas, sinir, deri gibi bir çok hücre tipine dönüşebilir. Çok sayıda elde edilebildiğinden doku onarımlarına uygundur. Oldukça uzun bir süre özelliklerini kaybetmeyen bu kök hücreler kültür içinde çoğaltılabilirler. Küçük bir kemik iliği örneğinden alınan bu hücreler laboratuvar ortamında çoğaltılabilmesi ayrıca hastadan alındığı için vücudun reddetme riski olmaması bu tür kök hücrelerin kullanımına olan ilgiyi artırıyor.
Hematopoietic kök hücre: Hastanın kendi kanından elde edilen bu kök hücreler lösemi, lenfoma, kanser gibi hastalıkların tedavisinde sıklıkla kullanılıyor. ALS tedavisi için ise klinik testler başlamış durumda. Bu hücreler kan ve kemik iliğinde ayrıştırılarak elde edilir ve birçok farklı hücreye dönüşebilir. Hematopoietic kök hücre kemikten çıkıp kana geçebilir veya programlanmış hücre ölümüne(Apoptosis olarak da adlandırılır, zararlı veya gerek duyulmayan hücrenin kendini yok etmesidir) uğrayabilir. Kemin iliğinde de bulunmasına rağmen kandan veya periferiden alınması bazı sebeplerden dolayı tercih edilir. Öncelikle hasta için çok daha kolaydır. Çok az bir acı duyulur, genel anesteziye gerek yoktur ve hastanede uzun süre yatılmaz. Ayrıca daha çok sayıda ve daha kaliteli kök hücreler elde edilir.
Vücutta enfeksiyonlara karşı savaşan akyuvar hücrelerine dönüşebilen hematopoietic kök hücre kan kanserlerinin (lösemi gibi) tedavisinde başarı elde etmiş ilk kök hücredir. Son zamanlarda yapılan çalışmalarda göğüs kanseri ve koroner damar hastalıklarında da kullanılabileceği anlaşıldı.  Hematopoietic kök hücrelerin kan hücreleri dışında hücre üretebilme potansiyelleri yoğun bir bilimsel tartışma konusu. Meksika ve başka ülkelerde yakın zamanda yapılan araştırmalar bu kök hücrelerin nöronlara dönüşebileceğini ortaya koydu.
Embriyonik kök hücreler
Embriyonik kök hücre 4-5 günlük embriyolardan elde edilir. Bu aşamada kök hücrelerden daha fazla kök hücre veya vücuttaki herhangi bir hücre elde edilebilir. Bu özelliklerinden dolayı embriyonik kök hücre vücuttaki hasta, hasarlı hücre ve dokuların yeniden üretilmesi en yüksek potansiyele sahip kök hücre türüdür.

İhtiyaç duyulan hücre tipini elde ederken embriyonik kök hücrelerin yönlendirilmesi gerekir.  Eğer bu yönlendirme işlemi düzgün yapılmazsa ve vücutta uyuyan bir kanser tümörü varsa embriyonik kök hücre tıpkı kanser büyümesi durumundaki gibi bir nöron meydana getirir.

Amniyotik sıvı  (içinde bebeğin bulunduğu sıvı) son derece aktif, çok yönlü kök hücreler üretir. Bu kök hücreleri karaciğer, cilt, nöron, kemik, kas ve daha birçok hücre tipine dönüşebilir. Amniyotik kök hücreler doğum bozukluklarında hemen kullanılabildiği
gibi dondurup yıllarca saklanarak sonraki yıllarda kullanılabilir. Amniyotik hücrelerden kaç farklı hücre türü elde edilebileceği bilinmiyor. Bu konudaki araştırma henüz çok yeni olduğundan şu an için embriyonik kök hücre araştırmalarının yerine geçmesi düşünülmüyor. Vatikan, amniyotik kök hücreleri geleceğin ilacı olarak ilan etti.

Cenin kök hücre 1,5 – 2 aylık ceninin organlarında bulunan tam gelişmemiş hücrelerdir. Bir yetişkine nakledildiğinde yeterince gelişmemiş olduklarından hasarlı hücrelerin yerini almada sıklıkla başarısız olurlar.
Göbek bağı kanı doğum sonrası bağışlanan göbek bağı ve plasentadan elde edilir. Göbek bağı kanı yetişkin kanına kıyasla daha çok kan yapıcı kök hücreye sahiptir. Ancak göbek bağındaki kan miktarının az olması, kullanımını çocuklar için daha uygun yapıyor.

Embriyonik ve Yetişkin Kök Hücreler arasındaki farklar

Her iki tip kök hücre de avantaj ve dezavantajlara sahip. Aralarındaki büyük farklardan biri, dönüşebilecekleri hücre sayısı ve türleridir.  Embriyonik kök hücre vücuttaki tüm hücrelere dönüşebilir. Yetişkin kök hücrelerinin ise sınırlı sayıda hücre türüne dönüşebileceği düşünülmektedir.

Göreceli olarak embriyonik kök hücreler kültürde daha kolay büyütülebilir. Yetişkin kök hücreler olgun dokular içinde sayıca azdır bu nedenle bu kök hücreleri dokudan ayırmak ve hücre kültüründe sayıca arttırmak zorlu bir iştir.

Kök hücre tedavisinde çok sayıda kök hücre gerektiğinden bu önemli bir farktır.

Bilim adamları nakilden sonra vücudun reddetme olasılığının embriyonik ve yetişkin kök hücrelerde değişken olabileceğine inanıyorlar. Vücudun reddetmesi durumuna embriyonik kök hücreden oluşan dokular mı sebep oluyor henüz bilmiyoruz. Bu konudaki çalışmalar için yakın bir tarihte FDA ‘dan onay alındı.


Şu an yetişkin kök hücreler ve meydana getirdikleri dokular için nakil sonrası vücudun reddetmesi olasılığının daha az olduğu düşünülüyor. Çünkü hastanın kendi hücreleri kullanılabiliyor. Hastanın kendi kök hücrelerinden meydana gelmiş yeni dokuların
bağışıklık sistemi tarafından reddedilme olasılığı daha düşük olmaktadır. Bu özellikleri yetişkin kök hücreler için önemli bir avantajdır. Bağışıklık sisteminin yeni dokuyu reddetmesi durumunda kullanılan ilaçların zararlı yan etkileri olabiliyor.

Kök Hücre nakli işlemi


ALS hastalarında tedavi için beyin ve omurilikteki hasarlı veya ölmüş nöronların değiştirilmesi ve/veya onarılması gerekir. Bu çok dikkatli inceleme gerektiren bir operasyonu içerir. ALS hastaları diğer hastalardan farklı olarak daha hassastır.  Solunum güçlükleri,  operasyon sırasında kullanılan yatıştırıcıların ölümcül olabileceği anlamına gelir. Bu nedenle en yüksek düzeyde fayda ve hastanın güvenliği için mümkün olduğu kadar az klinik ve cerrahi girişim uygulanması gerekir.

Beyin

Aralarında Çin, Hong Kong, Meksika, İskoçya, ABD ve İtalya’nın da bulunduğu bir çok ülkede ALS ve farklı hastalıklar için yetişkin ve cenin kök hücrelerinin beyine nakledildiği kliniksel denemeler yapıldı.
Uygulamada genelde bağışlanan (donör) hücreden hasta hücreye geçiş olduğundan hastanın sağlık riski önemli oranda azalır ve potansiyel faydalar iyice belirginleşir.  Hastanın hücreleri, vücudun nakledilen hücreleri reddetme olasılığını ve enfeksiyon riskini ortadan kaldırır. Bu enjeksiyonlar hasar görmüş veya ölmüş nöronları onarma veya yenileme umuduyla yapılmaktadır. 
Bu şekildeki girişim, en çok etkiyi beyindeki üst motor nöronlarında gösterirken omurilikteki alt motor nöronlarına etkisi çok daha azdır. Şu anki deneysel aşamada ALS ve diğer nörolojik rahatsızlıkları olan hastalarda kullanılan kök hücreler kan, kemik iliği ve cenin doku hücrelerinden temin edilir. Sürpriz bir şekilde bu tür bir beyin ameliyatında çok az yatıştırıcı kullanılmaktadır. Hatta hasta ameliyat sırasında uyanık olabilir. Şu an Meksika’da devam eden klinik denemelerde kan kaynaklı periferik hematopoietic kök hücrelerinden faydalanılmakta ve kök hücrelerin naklinde mümkün olduğu kadar az zarar verecek (non-invaziv)  beyin ameliyatı konusunda çalışılmaktadır. 
Omurilik
ALS hastaları için omuriliğe yapılacak kök hücre nakliyle ilgili olarak bir takım güvenlik ve verimlilik düzenlemeleri vardır. Dana önce İtalya, Çin, Arjantin ve diğer bazı ülkelerde yapılan klinik denemelerinde bariz bir başarı elde edilememiştir. Şu an Amerika (Emory Üniversitesi (Atlanta,Georgia), Mayo klinik (Rochester, Minnesota), Portekiz, İsrail ve diğer bazı ülkelerde denemeler devam etmektedir.
Beyin ve Omurilik
Bizce, hasarlı veya ölmüş nöronları onarmak veya yenilemek için beyin ve omuriliğe yapılan kök hücre enjeksiyonu ALS tedavisinde en büyük potansiyeli taşıyor. ALS hastasının güvenliği için her iki operasyon da mümkün olduğu kadar az zararlı cerrahi girişimle yapılmalıdır.
Bunların dışındaki kök hücre nakli metotları ALS için şimdiye kadar herhangi bir olumlu sonuç vermemiştir.
Devam eden ALS – Kök Hücre çalışmaları
Neler yapabilecekleri konusunda görkemli açıklamalar yapıp çaresiz ve kırılgan hastaları cezbeden 200 den fazla kök hücre kliniği faaliyet göstermektedir. Birçok hasta bir mucize veya tedavi bile beklememekte hayatının geri kalan günleri daha rahat geçirmek ve mümkünse ömrünü biraz daha uzatmak  istemektedir. Tabi ki belirtilerde  bir gerileme muhteşem olur fakat şu anda ALS hastaları için bunu garanti edebilecek  hiçbir klinik bulunmamaktadır.
Öte yandan umut vaat eden araştırmaya değer yasal araştırmalar bulunmaktadır.  Bu ‘ikinci nesil araştırmaların’ ortak noktası hükümet denetiminde, büyük eğitim enstitü veya hastanelerin desteğiyle, kabul edilmiş klinik deneme standartlarına bağlı kalarak yapılıyor olmalarıdır. Bu standartlar kontrol gruplarının kullanılması, açıkça belirtilmiş uygulama öncesi ve sonrası gözlem ve eş zamanlı raporlamayı da içerir.
Neuralstem,Rockville-Maryland’de kurulmuş halka açık bir şirket. Neuralstem şu an Emory Üniversitesi’nde (Atlanta) 1. Aşamada olan FDA onaylı klinik deneme çalışmalarını yürütmektedir. Çalışma Michigan Üniversitesi’nden Dr Eva Feldman ve Emory Üniversitesi’nden Dr Jonathan Glass tarafından yönetilmektedir. Klinik denemede şimdiye kadar hasta güvenliği ölçümü yapılmış olup ikinci bitiş noktası olan verimlilik ölçümüne geçilmiştir. Araştırmada ceninden elde edilmiş çoklu jenerasyon nöronlar kullanılmaktadır. Bu hücreler ALS hastalarının omuriliklerine enjekte edilerek alt motor nöron semptomlarıyla (kas kaybı, doku körelmesi, fasikülasyon, sistemik zayıflık)  başa çıkmaya çalışılmaktadır.
Tecnologico de MonterreyMeksika’da bulunan kâr amacı gütmeyen büyük bir akademi sağlık hizmetleri organizasyonu.  4 yıllık klinik deneyin 3. Aşamasına başlıyor. 1. ve 2. Aşamalarda CD133+ hasta kök hücreleri ALS hastalarının beyin ön korteksine enjekte edildi. Etik komite tarafından 2010 sonunda denetlenecek olan 3. Aşama kök hücrelerin omurilik ve beyin ön korteksine endoskopik enjeksiyonunu içermekte. Meksika devletinin federal sağlık komitesi ve kendi gözetim kurulu tarafından denetlenen tecnologico de Monterrey, Nöroloji Enstitüsü direktörü Dr Hector R. Martinez’in başkanlığında yürütülen bu çalışmalarda şimdiden güvenlik, dozaj ve verimlilik konularında etkileyici sonuçlar aldı.
BrainStormABD/İsrail biyoteknoloji şirketi 2011 başlarında Hadassah Sağlık Merkezi’nin işbirliği ile Kudüs’te ALS klinik denemelerine başlayacak. Autologous mesenchymal kök hücre nakli prosedürünün kullanılacağı araştırmalar konusunda oldukça deneyimli bilim adamları tarafından yürütülecek.
Uluslararası Hücre ve Kanser Tedavi Merkezi (CTCI) Weizman Merkezi, Tel Aviv’de Dr Shimon Slavin ve ekibinin yürüttüğü çalışmalarda kemik iliği ve doku kaynaklı mesenchymal kök hücreler kullanılmakta. Çalışma her hücrede pasif olarak bulunan telomerase enzimini aktif hale geçirmeyi de kapsıyor. Araştırmanın henüz başlarında olunmasına rağmen Dr Slavin’in mesenchymal kök hücre nakli ile ilgili geçmiş çalışmaları bu araştırmanın temelini oluşturmaktadır.
Sorumluluk hastaya aittir: Dikkat edilmesi gerekenler
Görüntü aldatabilir
Herkes etkileyici fotoğraflarla dolu güzel bir web sitesi kurup bilinen birkaç enstitüyü referans olarak gösterebilir. Verilen bilgilerin doğru olup olmadığından emin olunmalıdır. Araştırma için zaman ayırın. Bazen sadece söz konusu kurumun bulunduğu adres bile bir çok bilgi verebilir.
Kök Hücre Kliniğini veya Tesisini Araştırın
Araştırmada yer alacak bilim adamlarının referanslarını kontrol edin. Eğitimlerini nerelerde aldıkları, özgeçmişleri erişilebilir olmalı.
Araştırmanın saygın, büyük bir kurum tarafından denetleniyor olması gerekir. Bu bir üniversite veya araştırma enstitüsü olabilir. Denetleyen kuruluşun saygınlığı geçmişte yürüttüğü sağlık araştırmalarıyla ölçülür.
Hastalar uygulamadaki riskleri, sağlanan güvenlik seviyesini tam olarak bilmelidir. Eğer söz konusu denemede aynı prosedürü kullanarak birkaç farklı hastalığın tedavi edileceği iddia ediliyorsa muhtemelen boş vaatlerde bulunan bir tesis ile karşı karşıyasınız. Uygulamanın bilimsel dayanakları ile ilgili sorular sorun. Uygulayacakları prosedüre neden inandıklarını, neyi başarmayı umut ettiklerini öğrenin. En iyi nörologlar, bilim adamları bile şu an yapılan araştırmaların tümünü ve uygulanmakta olan prosedürleri tamamıyla bilemezler. Bu nedenle kararınızı verirken en önemli dayanağınız sizin kendi araştırmalarınızdır.
Kök hücre araştırmaları baş döndürücü bir hızla ilerlemektedir. 12 yıl önce insan embriyosundan elde edilen ilk kök hücreden bu yana çok büyük gelişmeler kaydedildi. En donanımlı bilim adamları bile hemen her gün yeni buluş haberleri veren bilim dünyasının hızına yetişmek için çabalamaktadır. Bir gün nöronların değiştirilemeyeceği ve onarılamayacağı düşüncesi, nöronların yeniden üretilebileceğinin açık delilleri elde edilmesiyle çürütülecektir. Birçok amansız hastalığın ufukta görülen tedavisini bulmak için dünyanın en parlak zekâları çalışmaktadır. Bizler de dünyanın birçok yerinden gösterilen bu çabaların karşılığı olarak daha büyük başarı haberlerini umutla bekliyoruz.

 

ABD KÖK HÜCRE MERKEZLERİ

Araştırmaların yaygınlaşması, büyük bilimsel başarıların elde edilmesi için kök hücre araştırmalarının hükümet tarafından maddi olarak desteklenmesi çok önemlidir. Hükümet desteği çoğu zaman en temel, en pahalı ve en riskli biyolojik çalışmalara ön ayak olmaktadır. Şu an Amerika Birleşik Devletleri’nde farklı hastalıklara tedavi geliştirme amacıyla yetişkin ve embriyonik kök hücre araştırmaları yapan merkezlerin listesi aşağıdadır.
Geron Corp – Yakın zamanda kendi deneysel embriyonik kök hücre tedavilerini omurilik hasarlı hastalar üzerinde uygulamak için yetkili mercilerden izin alan araştırma merkezi bu alandaki ilk denemeyi yapacak.
StemCells Inc –  Yaptıkları deneylerde insan sinirsel kök hücrelerinin omurilik hasarlı bir farede hareketi geliştirmeye yardımcı olduğunu duyuran California merkezli şirket 2011 yılında insanlar üzerinde denemelere başlamayı planlıyor.
Advanced Cell Technology Inc –  Görme bozuklukları ve körlük tedavisi amaçlı Retinal kök hücreleri ile araştırmalar yapmaktadır.
Neuralstem Inc – Omurilik kök hücreleriyle kronik omurilik hasarlarının tedavisi amaçlı klinik deneyler yürütmekte.  Yapılan klinik denemeler ALS hastalarını da kapsıyor.
Aastrom Biosciences Inc – Hastanın kendisinden alınan kök hücrelerle kalp rahatsızlıklarını tedavi etme amacıyla gelişmiş denemeler yapıyor.
ThermoGenesis Corp –  Kök hücrelerin saklanması ve işlenmesi ile ilgili hizmet ve ürünler sunmaktadır.
Osiris Therapeutics Inc – Kemik iliğinden el edilen kök hücrelerle çeşitli hastalıkların tedavisi için testler yapıyor.
Cytori Therapeutics Inc – Hastanın kendi yağ dokusundan alınan kök hücrelerle göğüs ve diğer yumuşak dokulardaki hücreleri yenileme veya onarma üzerine çalışmalar yürütüyor.
ReNeuron Group PLC – Diyabet tedavisi amaçlı kök hücre çalışmaları yürütüyor.
Aldagen Inc –  Kalp yetmezliği tedavisi için araştırmalar yapan birçok şirketlerden birisidir.
Celgene Corp – Kan kanseri tedavisine yönelik çalışmalarıyla tanınan şirket Crohn hastalığı tedavisi için klinik kök hücre denemelerini yapıyor.
International Stem Cell Corp – Embriyonik kök hücrelere alternatif olabilecek kök hücreler üzerinde araştırmalar yapmaktalar. 
Monterrey
Özellikle ALS üzerine çalışmalar yapmaktadır. Hastanın kendi kanından elde edilen spesifik ve oldukça işlevsel olan CD133(+) kök hücreleri nöronlara dönüşebilme potansiyeline sahiptirler. Hala araştırma aşamasında olunmasına rağmen güvenlik, dozaj ve verimlilik açısından şimdiye kadar alınan sonuçlar oldukça umut vaat etmektedir.
CTCI
En ileri teknolojileri kullanarak kan ve kemik iliğinden kök hücre elde etme, işleme ve nakletme çalışmaları yürütmektedir. Daha önce Hadassah Üniversitesi Hastanesi’nde çalışan ileri gelen onkoloji cerrahlarından Dr Shimon  Slavin 2004-2008 yılları arasında 20-25 ALS prosedürü teşebbüsünde bulundu ve bu çalışmalarda az da olsa başarı elde edildi. Şu an Tel Aviv’de devam eden çalışmalarda kemik iliğinden ve yağ dokusundan stromal hücreler elde etme konusunda araştırmalar yapılıyor. Elde edilecek bu hücrelerin hastalara nakli İstanbul’da yapılacak.
BRAINSTORM
2004’de kurulmuş halka açık bir biyoteknoloji şirketi olan BrainStorm’un New York ve İsrail’de ofisleri bulunmaktadır. Şirket ALS tedavisi için yetişkin kök hücre terapileri geliştirme üzerinde yoğunlaşmıştır. İsrail’de yapılacak olan çalışmada 24 ALS hastasının kendi kemik iliklerinden alınan kök hücreler işlenip, hastaların kas dokularına ve omuriliklerine enjekte edilecek.
NEURALSTEM
Neuralstem tarafından Emory Üniversitesi’nde yürütülen çalışmalarda 12-18 ALS hastasının omuriliklerine cenin kök hücreleri enjekte edilecek. Şirketin kendi yayın organına göre ilk grup hastaların bel kısmından omuriliklerine cenin kök hücreleri 2010’un ilk yarısında enjekte edildi. ALS için insanlar üzerinde yapılan bu ilk klinik kök hücre tedavi denemesini uzun süredir ALS üzerine çalışan Michigan Üniversitesi nörologlarından Dr. Eva Feldman tarafından denetlenmektedir.
2010 Eylül itibariyle 6 hastanın ameliyatları tamamlanmış bulunuyor. 3 hastadan oluşacak ikinci grup (B grubu) çalışmaları 2010 Ekim’de başlayacak. B grubu hastaları yürüme zorluğu çeken ama destek almadan yürüyebilen ve solunum sorunu olmayan hastalardan oluşacak. Tüm klinik deneme ameliyatları Atlanta’da, Emory Üniversitesi’nde, Dr. Jonathan Glass’ın yönetiminde gerçekleştirilmektedir. Nöron operasyonları Dr. Nicholas Boulis tarafından uygulanmaktadır.
HOSPITAL DE EGAZ MONIZ
2001-2008 yılları arasında hastanın kendi koku alma hücrelerinden elde edilen hücrelerle omurilik hasarlarını onarımı konusunda çalışmalar yapmış olan kuruluş 2011 yılı içinde ALS tedavisine yönelik araştırmalara başlayacak. İdari ertelemeler nedeniyle çalışmalarını Portekiz dışında yapmayı planlamaktadırlar. Dr. Lima, koku alma hücrelerinin çeşitli nörolojik rahatsızlıkların tedavisinde kullanılması konusunda önde gelen bilim adamlarından biri olarak görülmektedir.
TCA CELLULAR THERAPY   
Louisiana merkezli şirketin şu an hazırlıklarını yaptığı çalışmada 6 hastanın kendi kemik iliklerinden alınmış kök hücreler işlenip, omuriliklerine nakledilecek.
Çalışmada mesenchymal kök hücreler kullanılacak. Hücre sayısı 50 milyon civarına ulaştığında bel kısmından omuriliğe enjekte edilecek. Dr. Lasala kendini yenileme ve başka hücrelere dönüşebilme özellikleri olan bu hücrelerin aksonal büyümeyi veya nörolojik işlevleri kolaylaştırması, dejenaretif süreci yavaşlatmak amacıyla hastada eksik olan nörotransmitterleri salgılaması için oliogodrocyte hücrelere dönüşmesini umut etmektedir.
GERON CORPORATION
Geron kanser ve diyabet, kalp yetmezliği, omurilik hasarları gibi kronik hastalıklara karşı ilaç geliştirmektedir. Omurilik yaralanmalarının tedavisine yönelik embriyonik kök hücre klinik test çalışmaları için izin alan ilk şirkettir. Yürütülen araştırmalar ALS tedavisi için de geçerli hale gelebilir.

TARTIŞMALI TESİSLER

Fundacion Don Roberto Fernandez-Vina
Dr. Fernandez-Vina Buenos Aires’de faaliyet gösteren tanınmış bir kalp cerrahıdır. 2001 yılında yapay kalp nakli yapma yetkisi almıştır. Bir autologous mesenchymal kök hücre nakli prosedürü ile kalp hastalığını tedavi ettikten sonra bu prosedürü ALS tedavisi için genişletmiştir. 2006-2008 yılları arasında %85 başarı ile 30 ALS hastasını tedavi ettiğini ileri sürmüştür.
Bize göre şu an itibariyle agresif bir takip önermek için tedavi iddialarının takip süresi çok kısa, sonuçlar doğrulanmamış ve başarı açıklaması çok belirsiz. Tesisin araştırmaları Buenos Aires ve El Salvador’da devam etmektedir. Ortalama maliyet 19.000 $.
Shenzhen Beike Biotechnology Co.
Tedavi protokollerinde göbek bağı kanından elde edilen kök hücrelerini kullanmaktadırlar. 2001 den bu yana prosedürlerini ALS hastalarına uyguladıklarını iddia etseler de 2005 yılında sağlıklı bilgi alınabilmiştir.  20000 – 40000 $ arası maliyetli özel planlar sunmaktalar. Bugüne kadar kanıtlanabilir faydalı sonuç yok. Çeşitli işbirlikleri ile amaçlarını ve aldığı sonuçları yeniden daha iyi anlatmayı deneyen bu organizasyon medikal protokollerinden ziyade pazarlama çalışmalarıyla dikkat çekiyor.
X-CELL CENTER INSTITUTE FOR REGENERATIVE MEDICINE
Hastadan alınan mesenchymal kök hücreleri bel kısmından naklederek 2004 yılından bu yana 60 ALS hastasına tedavi prosedürü uyguladığını iddia eden şirket 20 hastanın durumunda gelişme olduğunu 16’sında bir değişiklik olmadığını öne sürüyor. Ortalama maliyet 10000-15000 Dolar. Hollanda yetkilileri tarafından ilaç çalışmalarına son verilen Dr. Cornelis Kleinbloesem X-Cell bünyesinde çalışmaktadır.
REGINA MATER INSTITUTE CLINIC
2004’den bu yana 5-10 hastaya tedavi prosedürü uyguladığını iddia eden şirket bugüne kadar hiçbir pozitif sonuç açıklamadı. Hastanın kalça kemiği iliğinden elde edilen mesenchymal kök hücreler nöron hücrelerine dönüştürülüp kültürlenerek omurilikteki hasarları onarması amacıyla hastaya enjekte edilir. Bu girişimin var olduğuna dair ne bilimsel bir gerekçe ne de bir yayın vardır. Ortalama maliyet 50000-125000 $
ADI ÇIKMIŞ KÖK HÜCRE TESİSLERİ: UZAK DURUN VE İDDİALARINI GÖRMEZDEN GELİN.
Bu bölümde listelediğimiz tesislerin hiçbir kredibiliteleri yoktur. Temelsiz prosedürleri ALS hastalarına faydalı hiçbir şey sunmamaktadır. Tedavi işlemleri ile ilgili ispatlanmamış iddiaları tehlikelidir, bir çok durumda hastaya zarar vermektedir. Başka kurumlarla işbirliği yaparak, farklı ülkelerde karşımıza çıkan bu kök hücre merkezlerinden kendinizi koruyabilmeniz için bu tesisler hakkında sahip olduğumuz tüm bilgileri burada paylaşıyoruz.
Beijing (Pekin, Çin)
2003’den bu yana kök hücre terapileri yapan şirket hasta sonuçlarını takip ve kayıt etmekteki eksiklikleriyle eleştirilmektedir. Hastaların önemli bir kısmı kök hücre operasyonundan kısa süre sonra hayatlarını kaybetmişlerdir. Şirket daha yakın bir tarihte OEC  (Olfactory enshealting cell)  kök hücreleri kullanarak ALS, MS, Parkinson, felç gibi rahatsızlıklar için tedavi geliştirdiğini duyurmuştur. Sonuçlar hiçbir şekilde doğrulanmamıştır. Bu iddiaları kanıtlayacak araştırmaya ait hiçbir kanıtlayıcı yayın bulunmamaktadır. Ortalama maliyet 22000 $
BiomarkInternational
BioMark Amerika’da FDA tarafından dolandırıcılıktan dolayı kapatıldı. 800’den fazla hastaya kök hücre nakli yapmış olan firmanın Güney Afrika’da tutuklu olan idarecileri 2006 yılında kefaletle serbest bırakıldı. ABD’ye iadeleri için yasal girişimler devam etmektedir. Bu suçlular Seyşel Adaları’nda Tissu adıyla anılan yeni şirket isimleriyle faaliyet göstermekteler ve kesinlikle uzak durulmalı.
EmCell
Embriyonik ve mezenkimal kök hücre nakilleriyle 1995’den bu yana 62 ALS hastasını tedavi ettiğini iddia eden şirketin tedavi raporları geniş fakat son derece öznel ve doğrulanmamış durumdadır. Kök hücreleri başka off-shore kliniklerden temin etmektedir. Emcell kendisine sorulan soruları cevaplamayı, AIDS veya hepatit virüslerine karşı yapılan tarama teknikleri, tedavinin hastaya sağladığı faydalar ile ilgili daha fazla bilgi vermeyi reddetmektedir. Tedavi metodolojilerinin bilimsel dayanakları ile ilgili herhangi bir bilgi vermemektedirler. Müdahale ettikleri hastalardaki olumlu veya olumsuz gelişmeleri takip eden bir izleme mekanizmaları ya da yaptıkları bir nörolojik değerlendirme bulunmamaktadır. Yaklaşık maliyet 16000-24000 $
Biotechnology
Bir yıllık gözlemin ardından müdahalede bulunduğu hastaların yüzde 60’ında olumlu gelişme olduğunu iddia etmektedir. Şirketin bu ve diğer iddiaları doğru değildir. Dr Kumar bu başarı iddiasıyla ilgili tüm soruları cevapsız bırakmaktadır.
Medra Inc
Alzheimer, kanser, beyin hasarları gibi bir çok rahatsızlıkları cenin kök hücre nakliyle tedavi ettiğini iddia eden şirketin uygulamalarının sonuçlarını gösteren herhangi bir yayını bulunmamaktadır. Hiçbir hasta ile iletişim kurulamaktadır.
Eden Laboratories
Mitchell J Ghen 1993’e kadar uzanan yanlış tedavi geçmişine sahiptir. ABD, Meksika, Belize ve en son olarak Nassau’da onaylanmamış kordon bağı kan hücrelerini kullanması, ALS hastalarının ölümü ve zarar görmesiyle sonuçlanmıştır.
Hospital of Shandong
Hastane 10 yıldan beri nöral kök hücre tedavisinde uzmanlaştığını öne sürmektedir. Dünyaca ünlü olduklarını iddia ettikleri uzmanları hakkında isimleri de dahil hiçbir bilgi vermemektedir. Uygulamaları ile ilgili hiçbir bilgi vermemektedir. Bir çok nörolojik hastalığı tedavi ettiğini iddia eden bu hastane bunu kanıtlayacak hiçbir veri sunmamaktadır.
Dr. Frank Morales
Frank Moreles Grace İngiliz Tıp Okulu’nda jinekoloji ve doğum üzerine eğitim almıştır. Meksika’da 2 kliniği bulunan Morales ultra-viole ışık terapisi, fotodinamik terapi, oksidatif ilaçlar konusunda yetkili mercilerce onaylı olduğu iddia etmektedir. Monterrey’deki CIMA Hastane Grubu’nda rejeneratif tıp bölüm başkanı olduğunu öne sürmüş, ancak daha sonra irtibata geçildiğinde CIMA, Dr Moroles ile ne geçmişte ne de şimdi hiçbir bağlantısının bulunmadığını açıklamıştır. Yüzlerce hasta üzerinde tamamen verimsiz uygulamalarda bulunan Frank Morales Meksika Sağlık Bakanlığı tarafından aranmaktadır.
The Stowe Foundation
Lawrence Stowe 100.000 $’a kadar ulaşan maliyetlerle çeşitli vitamin preparatları satmaktadır. Stowe hastalara bu yararsız veya az bir yararı olan preparatları satmak için Frank Morales tarafından gerçekleştirilecek kök hücre tedavisi vaat etmektedir. 
Biogenesis Institude
İnternet sitelerinde birçok vaatte bulunan bu şirket araştırmacıları ve uyguladıkları prosedürlerle ilgili hiçbir bilgi vermemektedir. Bu bilgileri paylaşmayan şirketin tüm vaatleri boş vaatlerden öteye gitmemektedir.
Brain Therapeutics
İnternet sitesine göre yıllarca biyokimya, patoloji, nöroloji üzerine çalışmış olan Steenblock’ın 1960’larda köpeklerdeki pıhtılaşma faktörü üzerine yayınladığı üç makaleden başka hiçbir yayınlanmış makalesi bulunmamaktadır. 1994’de 2 hastayla ilgili tedavideki ihmalden dolayı suçlu bulunmuştur. 1995’de kliniğin hiperbarik oksijen odasındaki patlamada 3 kişi yaralanmıştır.
Nu Tech
Alzheimer ve omurilik hasarlı hastaların da içinde olduğu 100’den fazla hastayı tedavi ettiğini iddia eden Shroff’un kök hücre konusunda hiçbir geçmişi, hiçbir yayını bulunmamaktadır. Geçmiş referansları ile ilgili bir bilgi bulunamamaktadır. Hakkında açılmış davalar mevcuttur. Hakkında hiçbir bilimsel veri olmayışı, öne sürdüğü büyük iddialarıyla birlikte düşünüldüğünde bu kategoride yer almıştır.
Vista Stem Cell
Vista Stem Cell 10 yıldır onlarca hastalığı embriyonik kök hücreleri kullanarak tedavi ettiğini iddia etmektedir. Ancak prosedür ve prosedürü uygulayanlar hakkında detaylı bilgi vermemektedir. Bilimsel temelin olmayışı, detaylı bilgi verilmemesi ve büyük vaatler bir araya gelince uzak durulması gereken şirketlerden biri oluyor.
Kaçınılması Gereken Merkezler
Bu kılavuz hazırlandığı sırada, dünyada kök hücre tedavisi yaptığını iddia eden birçok merkezin açılıp kapatıldığını biliyoruz. Çok net bilgi sahibi olunamayan ve kaçınılması gereken diğer merkezler aşağıdadır.
Cell Medicine, aka Stem Cell Institute, (aka Institute of Cellular Medicine)
http://www.cellmedicine.com/
Panama City, Panama (formerly San Jose, Costa Rica)

Centre for Holistic Life Extension

Beijing Tiantan puhua Hospital

International Stem Cell Institute
http://www.istemcelli.com/
San Diego, CA, USA and Progreso, Mexico

Lemana Clinic
http://www.lemana.com/
Clarens, Montreux, Switzerland

Neurovita
http://www.neurovita.ru/
Moscow, Russia

Stem Cells for Hope
http://www.stemcellsforhope.com/
Kiev, Ukraineand Tijuana, Mexico

Stemaid
http://www.stemaid.com/
Bilinmiyor
Stem Cell pharma

Regencell
http://www.regenecell.com/
Zona Rio, Mexico and Mumbai, India

Regenocyte
http://regenocyte.com/
Santo Domingo, Dominican Republic and Bonita Springs, FL,USA

Stem Cell Rejuvenation Center

World Wellness Group, Ltd.
(associated with EmCell in kiev, Ukraine)

American Stem Cell and Anti-Aging Center

Kaynakça

BrainStorm Cell Therapeutics Announces Completion of Enrollment in Phase 2 Clinical Trial of NurOwn® in ALS


August 11, 2015

HACKENSACK, NJ and PETACH TIKVAH, Israel – August 11, 2015 – BrainStorm Cell Therapeutics Inc. (NASDAQ: BCLI), a leading developer of adult stem cell technologies for neurodegenerative diseases, announced today that it has completed enrollment in its ongoing randomized, double-blind placebo-controlled phase 2 clinical trial of NurOwn® in amyotrophic lateral sclerosis (ALS).  The targeted enrollment of 48 subjects has been achieved.

 “Completion of enrollment in this phase 2 trial is a major corporate milestone for BrainStorm” stated CEO Tony Fiorino, MD, PhD. “We continue to expect the last subject to be treated early in the fourth quarter of this year and top line results to be available shortly after the follow-up period is complete. This study has attracted much interest from both patients and physicians, and we anticipate it to give us valuable insights into the safety and efficacy of NurOwn® in ALS.  Given the limited treatment options for patients with ALS, we are hopeful that this study will move NurOwn® another step closer to becoming a treatment for ALS.”

Merit Cudkowicz, MD, Professor of Neurology at Harvard Medical School, Director of the ALS Clinical at Massachusetts General Hospital ALS Clinic, and a principal investigator for the trial, stated “I want to thank the participants and their families for being part of this study and helping develop new therapies for ALS. Completion of enrollment is a very important milestone. We look forward to completing close follow-up and learning the results of this study.”

This multi-center, randomized, double blind, placebo controlled study is evaluating the safety and efficacy of a single combined intramuscular and intrathecal administration of MSC-NTF cells (NurOwn®) in early-stage ALS patients. After enrolling in the study, subjects are followed for a three months run-in period, during which their bone-marrow is harvested and mesenchymal stromal cells are isolated and expanded.  Subjects are then randomized to receive either NurOwn® or placebo, after which they are followed for six months. The primary endpoint of the study is safety, and secondary endpoints are efficacy measures including the ALS Functional Rating Scale (ALSFRS), slow vital capacity (SVC), and grip strength. More information can be found at https://clinicaltrials.gov/show/NCT02017912.

In February 2015, the Data Safety and Monitoring Board (DSMB) overseeing the trial completed its first safety review of the trial, and did not find any lab abnormalities, adverse events or significant protocol deviations that would be cause for concern. A second and final DSMB review is planned the fourth quarter of 2015.
http://www.brainstorm-cell.com/index.php/news-events/352-august-8-2015

Kök Hücre ile Yapılan Klinik Araştırmalarda Faz Kavramı Üzerine…


Kök hücrelerin kullanıldığı klinik araştırmaların sayısı gün geçtikçe artmakta. Dünyadaki artışa paralel olarak, ülkemizde de az da olsa bir kıpırdan­manın olduğunu izliyoruz. Dolayısıyla bu durum, bir yandan insan kök hücrelerinin veya ürünlerinin kullanımına ilişkin yasal düzenlemelerin de sık sık güncellenmesini gerektirirken öte yandan bu çalışma başvurularının değerlendirileceği etik kurulların ve T.C. Sağlık Bakanlığının ilgili kurum ve komisyonlarının karar verme süreçlerinin de gözden geçirilmesini ve güncelleştirilmesini gerekli kılmaktadır.

Projelerin parasal destek aradığı proje panellerindeki panelistlerin de bu konuda bilgisinin bulunması zorunluluğu var. Dünyadaki mevcut araştırma protokolleri bilinmeden/incelenmeden verilen yüzeysel ve hatalı kararlar ülkemizde kök hücre klinik çalışmalarının önünü gereksiz yere tıkamakta.
2015 Mart ayı itibariyle kök hücreler ile yapılacak klinik araştırma başvurularının Klinik Araştırmalar Yerel Etik Kurul’larında görüşülüp olumlu sonuç aldıktan sonra S.B. Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı Kök Hücre Nakilleri Bilimsel Danışma Kurulu’nun onayı ve desteği için başvurması gerekmekte. Eğer sonuç bunda da olumlu olursa klinik araştırmanın başlaması için yasal izin süreci tamamlanmış olmakta. Dolayısıyla kök hücreyi konu alan bir klinik araştırma, daha başlamadan önce üç farklı kişi grubunu bir araya getirmekte;
i) araştırmacılar,
ii) etik kurul üyeleri,
iii) danışma kurulu üyeleri.
Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de insan üzerinde yapılan kök hücre araştırmaları oldukça yeni. Bu çalışmalar, bugüne kadar alışılagelen ilaç, tıbbi cihaz veya biyoeşdeğerlilik araştırmalarına birçok yönüyle benzememekte. Bu kısa yazıda kök hücre araştırmalarında uygulanan ve bugüne dek sayıları 5000’i aşmış olan klinik araştırmada (Bkz. http://www.clinicaltrials.gov) kullanılan “faz” kavramının kapsamını gözden geçirmeyi amaçladık.
Tedavi Denemesi: Genellikle ilaç çalışmalarında kullanılmayan bu uygulama kök hücre çalışmaların­da ilk aşama (Faz 0) değerlendirilebilir. Literatürde yeterli sayıda hayvan deneyinde (özellikle büyük hayvan türlerinde) olumlu sonuçların alındığı durumlarda veya genellikle yurt dışı merkezlerde az sayıda hastada uygulama örnekleri olan bir kök hücre türünün/yönteminin genellikle tek bir olgu üzerinde denenmesi anlamında kullanılmaktadır. Ancak çoğunlukla uygulayıcılar (bir hekimin klinik gelişimini takip ettiği hastası için başvurması) önerdikleri uygulamayı etik kurula ve ardından bakanlığa sunarken o güne dek mevcut tedavi yöntemlerine rağmen bir iyileşmenin görülmediği durumlarda ve genellikle hastanın ölümüne yakın dönemde başvurulan bir tedavi denemesi olarak görmektedirler. Hal böyle olunca, tek bir hasta için uygulanan bu girişimin yararlı olma olasılığı oldukça düşmekte ve elde edilen sonuçtan bir bilimsel anlam çıkarmak mümkün olamamaktadır. Bu nedenle, özellikle danışma kurulu tek tek izin talebinde bulunulan bu hastalar için olgu başına karar vermekle birlikte giderek yaygınlaşan uygula­ma talepleri için toplu bir başvuruda bulunulması yönünde tavsiye kararı vermektedir. Böylece çalış­maya alınacak olan hasta sayısı arttıkça elde edilen sonuçların istatistiksel olarak anlamlı olup olmadığı anlaşılacak, bu sayede belli hastalık için bir referans bilgi ve bir merkez oluşturulmuş olacaktır. Kuşkusuz, bu tür girişimler aşağıda açıklanan Faz 1-2 tedavi protokollerine uygun olarak hazırlanmalıdır.
Faz 1 Klinik Çalışma: İlaç çalışmaları için tanımlanmış olan faz 1 çalışmalarda güvenlik ön plandadır, ancak bu aşamada ilacın nasıl emildiği, ne süreyle vücutta kaldığı, nasıl atıldığı (farmakokinetik ve farmako­dinamik) yan ve istenmeyen etkilerinin (farmakovijilans) neler olduğu gözlenir. Çalışmaya katılanlar genellikle sağlıklı gönüllülerdir ve sayıları 20-80 arasındadır. Bu aşama ülkemizde sadece ruhsat­landırılmış merkezlerde belli bir yönergeye uygun olarak yürütülür ve hastaların sigortalanmasını gerektirir.
Kök hücre çalışmalarında ise de fakto durum bundan farklıdır. Sağlıklı gönüllülerin kullanıldığı bir kök hücre çalışmasına bugüne dek pek rastlanmamıştır. Genellikle seçilmiş hastalar kullanılır ve hasta sayısı 10 civarında tutulur. Embriyonik kök hücre veya uyarılmış pluripotent kök hücreler gibi tartışmalı olan hücreler için bu sayı 2-4’e kadar çekilmektedir. İlaç çalışmalarında olduğu gibi kök hücre ile yapılan faz 1 klinik çalışmalarında da güvenlik ilk irdelenen unsurdur.
Bu aşamada etkinlik beklenmez. Düzenlemeler gereğince hastaların sigortalanması gerekir. Genel eğilim proje masraflarının fonlayıcı bir kurum (kamu veya özel) tarafından ödenmesi yönündedir. Hastaların tedavi masraflarını ödemesi gerek tıbbi gerekse yasal nedenle kabul edilmez.
Faz 2 Klinik Çalışma: İlaç çalışmalarında hasta­lardaki kısa ve orta erimli tedavi etkinliğinin değerlendirildiği faz 2 çalışmaların bir kısmı plasebo kontrollü ve tek-çift kör olarak yürütülür.
Genellikle hasta izlem süresi faz 1 çalışmalara göre daha uzundur. Verilen ilacın etkin olup olmadığı, etkinlik aralığı ve süresi değerlendirilir. Genellikle faz 2a’da 50-100, faz 2b’de 100-200 hasta yer alır. Sigorta zorunluluğu vardır ve faz 2 çalışma yapacak merkezin bu amaç için ruhsatlandırılmış olma zorunluluğu yoktur. Buna karşın kök hücre ile yürütülen faz 2 çalışmalar, literatür taramasından anlaşılacağı üzere, genellikle 10-50 arasındaki seçilmiş hastanın değerlendirildiği etkinlik çalışmasıdır. Bu çalışmalarda da güvenlik unsuru irdelenir, mümkün olabildiğince değişkenler (yaş, cinsiyet vb.) benzer tutulmaya çalışılır. Çoğunlukla faz 1 ve faz 2 çalışmalar birlikte yürütülür (faz 1/2); böylece bir yandan güvenlik diğer yandan etkinlik değerlendirilir. Hasta sigortalanması zorunludur. Çalışmanın fonlanması kaçınılmazdır. Literatür değerlendirildiğinde bu tür çalışmaların yarıya yakın bölümünde kontrol grubu/larının da yer aldığı görülür. Kök hücre çalışmalarında plasebo grubu pek uygulanmazken bazı çalışmalarda etkinliği sorgulanan hücre/yöntem bilinen bir tedavi yönteminin yanında verilir. Örneğin kalpte rejenerasyonun sorgulandığı bir çalışmada tüm hastalara baypas cerrahisi uygulanırken sadece bir grup hastaya belli hücrelerin de verilmesi gibi.
Faz 3 Klinik Çalışma: Kök hücre çalışmalarında faz 3 çalışma genellikle farklı merkezlerin katılımıyla gerçekleşen, birkaç yüz hasta üzerinde yapılan çalışmalardır. Bu çalışmalarda da sigorta zorunlu­luğu vardır. Ülkemizdeki kök hücrelere ilişkin bu tür çalışmalar uygulandığı taktirde SGK’nın tedaviyi geri ödemesi için başvurusu yapılması gündeme gelebilir. Nitekim GVHD hastalarında (*)  geri ödeme uygulaması bu planda alınmış doğru bir karardır. Sırada periferik arter iskemisinde mezen­kimal kök hücre uygulaması bulunmaktadır. Çünkü, bu hastalarda sözü edilen hücrelerin etkinliği faz 3 düzeyindeki çalışmalarla kanıtlanmıştır. Bunu diğerleri izleyecektir.
Görülmektedir ki, desteklenmek üzere sunulması planlanan, hali hazırda sunulmuş olup onay bekleyen ve onay alıp yürütülmekte olan kök hücre çalışmalarının değerlendirilmesinde farklı bir bakış açısına gerek bulunmaktadır. Bu konuda literatürde yayınlanan seriler ve meta-analizler örnek alınmalıdır. Öte yandan unutulmamalıdır ki, 2008 yılında tek bir kişide trakea atrezisini tedavi etmek için kullanılan otolog kemik iliği kök hücrelerinin başarısı bile önemli bir gelişme olarak lanse edilmişti. Kök hücrelerin hangi koşullarda ilaç olarak kabul görmesi gerektiği ise bir başka yazının konusu olacaktır.
* Graft Versus Host Hastalığı: Graft versus host hastalığı (GVHD), bir kök hücre veya kemik iliği naklinden sonra meydana gelen, yeni aktarılan materyalin organ alıcısının vücuduna saldırdığı bir komplikasyondur.

Kaynak 

Kök hücre konusunda


Soru: Kök hücre tedavisi ALS hastalığında işe yarıyor mu?
Bunu henüz bilmiyoruz. Dünyada, FDA onaylı deneme çalışmaları yapılıyor. FDA onaylı olması nedeniyle bu çalışmaların sıkı takip altında olduğunu söyleyebiliriz. Bu çalışmaların erken sonuçlarını (bilimsel yöntemlerin güvenilir olduğunu varsayalım) geçen yıl sonunda öğrendik. Bu sonuçlar Faz I aşamasından sonra açıklandı. Bilimsel olarak yayınlandı. Faz I aşamasında amaç, bir tedavi yöntemi veya maddenin insan vücuduna zarar verip vermeyeceğini anlamaktır. Faz I aşamasından geçen çalışma, FazII aşamasında doz ayarlaması çalışmasına başlar. Yani Araştırmacılar en düşük etkili dozu bulmaya çalışır. Bu aşamadan geçen çalışma, artık uygun dozun tedavi edici etkisini araştırmak için FAZIII aşamasına geçer. Bu aşamada, hastaların bir kısmına tedavi verilir bir kısmına tedavi verilmez. Böylece iki grup arasındaki iyileşme durumu kontrol edilir. Ayrıca bir de placebo grubu oluşturulur. Yani ilaç verildiğini zanneden hasta grubu oluşturulur.
Bu çalışmada bilimsel ve istatistikî anlamlı sonuç oluup olmadığı araştırılır.
FAZIII aşamasında etkili olduğu ispat edilen ilaç veya yöntem, artık onaylanmış, zararsız olduğu anlaşılmış, tedavi edici etkisi ortaya konmuş durumdadır. Yine de piyasaya çıkamazlar. Öncelikle ilgili araştırmayı yapabilecek merkezlerde daha fazla hasta sayısında çalışılır. Faz IV sonrasında güvenli olarak rutin tedavi yöntemi olarak kabul edilir. İnsanlığın hizmetine sunulur.
Şu anda kök hücre çalışmaları ALS hastalarında FazII aşamasındadır. Yani henüz etkili olup olmadığını bilmiyoruz.
Soru: Türkiye’de kök hücre tedavisi neden yasak?
Türkiye’de kök hücre tedavisi yasak değil. Daha önce burada yazmıştım. Sağlık bakanlığı, belli koşulları sağlamak koşuluyla kök hücre deneysel çalışmalara izin vermiş durumda. Bu koşullar, FDA kriterlerine göre belirlenmiştir. Ancak bugüne kadar bu koşulları yerine getiren ve ALS hastalığı için çalışma yapmak isteyen bir araştırmacı olmamıştır. Ayrıca ilgili mevzuat, çalışmaya katılmak isteyen ALS hastası ve ameliyatı yapacak ekibi de güvence altına almıyor.
Dünyadaki güvenilir klinik çalışmaları aşağıdaki bağlantıdan takip edebilirsiniz. 
https://www.clinicaltrials.gov
Faz çalışmaları Hakkında:

İsrailli tıp şirketinden ALS için ilaç


İsrailli tıp şirketinden ALS için ilaç
Israel’s BrainStorm says stem cell drug benefits most patients in ALS trial

Benim bildiğim kadarıyla bu haber yeni değil. Brainstorm firması, Nurown kök hücre teknolojileri ile birlikte İsrail’de Hadassah hastanesinde ALS hastalığı için kök hücre çalışmalarına 2012 ylında başladı. 14 hastanın kabul edildiği FDA onaylı, Phase II çalışmasının 6 aylık sonuçlarını geçen yıl Haziran ayında açıklamıştı. 5 Ocak tarihinde bir açıklama yaptı ve Final Phase 2a sonuçlarını bildirdi. Hastalarda kök hücre uygulamasının güvenli olduğu, 14 hastanın 12sinde ilk 6 ayda hastalığın seyrini yavaşlattığı bildirildi. Hasta sayısının az olması ve tedavinin uzun süreli etkilerinin bilinmemesi nedeniyle daha fazla hasta üzerinde denenmesi gerekiyor. Firma, geçen yıl sonunda Amerika’da 3 merkezde FDA fasttrack (hızlandırılmış) izinli kök hücre çalışmalarına başladı. 48 hastanın kabul edildiği Phase IIa dose-escalating çalışmasının sonuçları henüz yayınlanmadı.
ALS hastalığı için kök hücre çalışmaları faz III aşamasını geçinceye kadar rutin tedavi olarak kullanılamaz.

Gel vatandaş, batan geminin malları bunlar !


Jeanette ve Anthony Senerchia, Pat Quinn ve ALS hastası Pete Frates ve ailesi tarafından yerel olarak başlatılan Icebucketchallenge (buzlu suyla ALS’ye meydan okuma) fırtınası tüm dünyada yayılıyor. Buna sosyal medya jargonunda haklı olarak “viral” deniyor.  Son 1 hafta içinde Amerika’da, ALS derneğine rekor bağış yapıldı. Amerikan ALS derneği başkanı Barbara J. Newhouse yaptığı açıklamada, bu viral karşısında biraz da şaşırdıklarını ifade etti. Toplanan bağışlar ile öncelikle tüm dünyada ALS hastalığına tedavi bulmak için araştırma yapan 98 araştırma merkezine  3,5 milyon $ kaynak aktaracaklarını, ALS hastalarının yaşam kalitesi için kaynakları seferber edeceklerini açıkladı.

Bizde ise durum çok farklı… Ne yazık ki yazmak zorundayım…
http://www.sabah.com.tr/Yasam/2014/08/17/alsli-kardesi-yasatma-savasi
Öcal Yıldız kardeşimize geçmiş olsun. Umudu kırmak istemem ama yazmak zorundayım. Çoğumuz benzer umutlara kapıldık. Gazete haberindeki ifade yanlış anlaşılmasın diye yazma gereği duydum. “Yıldız, TOBB ETÜ Hastanesi’nde kök hücre tedavisiyle iyileşebilecek. Ancak tedavi için 70 bin lira gerekiyor.”

Haberin biçimi zaten yanlış… Lütfen çok dikkatli olalım. 70 bin lira ile ALS hastası iyileşecek olsaydı bugün çoğumuz iyileşirdi. Hatta Amerika’da ALS hastası kalmazdı. LÜTFEN DİKKAT!

Joint Congress of European Neurology – 1 Haziran 2014, İstanbul



EFNS-ENS Joint Congress of European Neurology, Istanbul 2014
Istanbul, Turkey, May 31-June 3, 2014
http://efns2014.efns.org/
 
Prof. Dr. Nazlı Başak’ın Sunumu
Türkiye’deki ALS hastalığının belirgin genetik yapısı hakkında bilgi verdi. Son günlerde Türkiye’de ALS gen mutasyonunun birçok nüfusta kapsamlı olarak araştırıldığını, toplam 411 Türk ALS hastaları üzerinde yapılan çalışmada, bunlardan 66 ailede 96 fALS ve sALS vakalarındaki yaygın gen mutasyonu üzerinde çalışıldığını belirtti. Hastalardan SOD1 VE UBQLN2 gen mutasyonları için PCR yoluyla genetik özelliklerine göre bir grup oluşturulduğunu, C9orf72 PP-PCR için hastaların alt kümesi de ayrıca ekzon dizilemeyle karşı karşıya getirilmiş olduğunu ve SOD1-D906 mutasyonu taşıyan hastalara haplotip analizinin uygulandığını açıkladı.
Sonuç: SOD(12%), c9ORF72(%13.5) ve UBQ2N2 (%6) Türkiye’de gen mutasyonları Türkiye’de yaklaşık olarak %30 f ALS hastasına denk gelmektedir. Buna karşın şu an Türkiye’deki s ALS hastalarında hiçbir SOD1 mutasyonu bulunamamıştır; C9orf72 (%3.5)  ve UBQLN2(%0.7) mutasyonları yapılan kohort çalışmada s ALS hastalığının %42’sini oluşturmaktadır. Ekzon dizilimi, 4 ailede FUS, OPTN,SPG11 ve PLEKHG5 mutasyonlarını ortaya çıkarmıştır. Daha çok dominant ve çekinik pedigrilerde ortaya çıkan SOD1-D90A mutasyonları bu tip çalışmada, 3 Türk ailesinde çekinik karakter olarak görülmüştür.
Prof.Dr. Dimitrios Karussis’in Sunumu
Kemik İliğinde  Bulunan, Kendini Yenileme ve Farklılaşma Yeteneğine Sahip Yetişkin İnsan Kök  Hücreleri (MSC) ile Tedavi Edilen ALS Hastalarının Analizi: Faz I /II ve II A Klinik Deneme
Prof. Karussis, bu çalışmanın amacını, altyapısını, kullanılan metodu ve sonucu hakkında bilgi verdi.
Amaç: ALS hastalarındaki nörotrofik faktörlerin  (“MSC-NTF”) salgılanması için MSC hücreleri ile yapılan tedavinin güvenirliliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmek
Altyapı: Uygulanan gruba yapılan çalışma, değiştirilmemiş MSC hücrelerinin, IV/IT uygulamasıyla güvenilir olduğunu göstermiştir. MSC-NTF’nin nöroptotektif etkileri ALS gibi nörodejeneratif hastalıklarda çeşitli hayvan modellerinde ispatlanmıştır. Şu an 2 art arda olan klinik denemelerin ikincisi , bu hücrelerin ALS hastalarında güvenirliliğini ve tolere edilebilirliğini değerlendirmek için gerçekleştirilmektedir.
Metodlar: MSC hücreleri Brainstorm’un Nur Own teknolojisi kullanılarak hastanın omuriliğinden alınmaktadır. Bu hücreler dışarıda çoğaltılarak, GDNF ve BDNF gibi nörotrofik faktörlerin salgılanması için uyarılmaktadır. Bu Otolog MSC-NTF hücreleri IM veya IT enjeksiyonları ile ALS hastalarına nakledilmektedir. Bütün hastalar, aylık olarak tedavi öncesi 3 ay ve nakil sonrası 6 ay izlenmektedir.
Sonuç: Kök hücre nakledilmiş hastaların 6 aylık izleniminde, tedavi ile ilgili ciddi hiçbir yan etki gözlemlenmemiştir. Klinik izlem sonucunda Klinik Değişim Oranında (ALSFRS) ve IT ile tedavi edilen hastaların 6 ay sonra solunum fonksiyonlarında (FVC) olumlu değişiklik ortaya çıkmıştır. Bu klinik deneme, intratekal veya kas içi MSC-NTF enjeksiyonunun güvenilir olduğunu, kliniksel yararlı etkilerin bazı belirtilerini ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmada görülen güvenilir ve ön etkinlik sonuçları Brainstorm’un daha önceki Faz I/II deneme sonuçları ile birbirini tutmaktadır.  Bu iki çalışma toplam 26 ALS hastası Brainstorm’un kök hüce tedavisi görmüştür.
Prof. Karussis, şu an yapılan Faz II a denemesinde olan 14 hastadan ilk 10 hasta için analiz sonuçlarını sundu. Sonraki 4 hastanın analiz sonuçları ise 6 aylık izlenimlerinden sonra verileceğini belirtti.
Hastaların %71 ‘inde tedaviden önceki 3 ay dönem içerisinde nörolojik fonksiyonlarında zayıflama görüldüğünü; buna karşın, İntratekal veya birleştirilmiş (IT) ve kas içi (IM) uygulaması ile tedavi olan hastaların %63’nde, yenilenmiş ALS Fonksiyonel Oran sonuçları ölçülerek, stabilizasyon veya nörolojik fonksiyonlarında düzelme görülmüştür. Dr Karussis, ön analizdeki bu farklılıkların istatiksel olarak p=0.335,ki-kare testinde önemli olduğunu söyledi. 
Buna ek olarak, Prof. Karussis, denemenin her iki fazında da ,IT veya birleştirilmiş IT ve IM uygulama yoluyla  tedavi edilen hastaların %63’nün, tedaviden 3 ay içinde ALSFRS-R sonuçlarına ve FVC solunum fonksiyon testlerine bakılarak,  tedaviye cevap vermekte olduğunu belirtmiştir. Daha önce sadece IM yoluyla Nur Own teknolojisi ile tedavi edilen 6 hastada özellilkle lokal pozitif etki görüldüğünü; aynı şekilde, aynı Faz I/II denemesinde, IT ile nakledilmiş hastalarda tedavi edilen kolda CMAP sonuçları ile ispatlanarak nörotrofik ve yenileyici etkilerinin gözlemlendiğini söyledi. Son olarak da , Nur Own uygulamasının hem kas içinden, hem de intratekal olarak iyi tolere edildiğini, birçok hastada gözlenen iyileşme ve stabilizasyonun onu çok cesaretlendirdiğini ve Amerika’da birkaç merkezde kurulmakta olan yeni çalışmalar için de umutlu olduğunu vurguladı.
Yasemin Akarsu

Özkök hücre savaşları


Dr. Hande Özdinler / Özkök hücre savaşları

Herkesin bir özkök hücresinin olduğu ve özkök hücrelerinin her derde deva olduğuna inanıldığı günlerde temel bilim can çekişiyor. Evet özkök hücrelerin gerçekten de vücuttaki her hücreye dönme potansiyeli var. Bizler bunun yaşayan ispatlarıyız. Hepimiz bir sperm ve bir yumurtadan oluştuk ve bu ikisinin birleşmesi sonucu müthiş bir hızla hücre bölünmesi yaşandı ve oluşan özkök hücreler vücudumuzu oluşturdular.

Özkök hücreler vücuttaki her hücreyi henüz bilmediğimiz ve anlamadığımız karmaşık bir mekanizma ile oluşturuyorlar. Ama o mekanizmanın ne olduğunu bilmeden o şifreyi çözmeden ya tutarsa mantığı ile daha tam olarak karekterize edilmemiş hücreleri umut fakiri insanlara enjekte etmek ne kadar bilmsel ne kadar sağlıklı ve ne kadar gerçekçi? Özellikle bilime duyulan güvenin çok az olduğu ülkelerde bunu tek umut tek çare tek gerçeklik diye öne sürmek bilime, bilimselliğe yapılmış bir saldırı değilmi?

O hücrelerin ne hücresi olduğu tam olarak biliniyor mu? Hayır. O hücrelerin hangi iç ve dış etkenlerle nasıl şekilleneceği biliniyormu? Hayır. O hücrelerin hastalara uyum sağlayacağının güvenilir ispatı varmı? Yok. Hatta bazılarının teratomaya yol açtığı ispatlanmış.Yeterli bilgi veri ve ispat yokken, mekanizma anlaşılmamışken nedir bu telaş? 

BULUŞUYLA NOBEL ALDI

İnsanlardan alınan doku hücreleri ilk kez labaratuvar oratamında büyütüldü ve onlarla Oct4, Sox2, cmyc ve Klf4 genleri ekspres edildiği zaman bu hücrelerin bir transformasyona uğrayıp değişimle önceki halalrine döndüklerini Yamanaka grubu 2006 yılında buldu. Bu buluşuyla Yamanaka Nobel ödülü 2012 yılında aldı. Tüm dünyada hastaların dokularından alınan hücrelerin hangi hangi genetik faktörler değiştirilirse istenilen hücreye dönüştüğü büyük bir ciddiyetle çalışılıyor. Amaç kişisel tıbbın gelişmesi. Yani hastanın kendi dokusunu almak, ondan istenilen hücreyi üretmek, o hücreyi sağlıklı yapmak ve tekrar hastaya vermek. Efektif ve uzun süreli çözüm için bunu başarabilmek gerekiyor.

Ham bir meyveyi işte meyve budur diye insanlara yedirirseniz zararın boyutu büyük olur. Öncelikle bilime, bilimsel gelişmelere olan saygı, güven kaybolur ve ileride çalışmalar olgunlaştığı zaman ve gerçek bir değişim yaratabilecekken gereken ilgi ve güven yaratılamaz. Bunca sene dikkatle özenle çalışan grupların buluşlarının etkisi azalır. Bundan hem bilim hem hastalar zara görür. Ya tutarsa, belki olur, dur bakalım ne olacak yaklaşımıyla yapılan bilgi üretmek yerine işi bilinmedik bir şansa bırakarak yapılan deneyler, hele de insan üzerinde yapılan deneyler hepimize zarar verir. Özkök hücreler büyük bir potonsiyel, onları doğru anlamak istenilen hücreye dönüşmelerini sağlayacak şifreyi çözmek üzere yoğunlaşmalıyız. Alelacele ve tam bilgiye ulaşmadan yapılan deneyler değil, şifre çözüldüğünde yapılan çalışmalar, hem kişisel tıp tarihini geliştirecek hem de bir çok hastalığın çözümü için ışık tutacaktır.

Dr. Hande Özdinler Hakkında:

Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümü mezunu Dr. Hande Özdinler, Hücre Biyolojisi, Anatomi ve Sinirbilim konularında doktora çalışmaları yaptıktan sonra, Harvard Medical School Neurosurgery’de doktora sonrası çalışmalara katıldı. Harvard Center for Nervous System Repair (HCNR) ödülünü aldıktan sonra, burada öğretim üyesi oldu. 2008 yılında Les Turner ALS Araştırma Laboratuvarı kurucu başkanı olarak, Northwestern Üniversitesi’ne geçti. ALS’de ölen motor nöronları izole eden ilk bilim- insanı olan tarihe geçti.

Kaynak: Cumhuriyet Gazetesi, Bilim Teknik, 04.04.2014